arapça mekan zarfları, arapça zarflar, arapça zarflar tablosu

Arapça Zarflar (İsim-ül Zamân ve İsim-ül Mekân) Nedir?

Arapçada Zarf Ne Demektir?

Arapça’da zarf, yani ظرف الزمان والمكان (zaman ve mekân zarfı), fiilin gerçekleştiği yeri veya zamanı bildiren, cümlede mansûb (yani üstün harekeli) olan isimlerdir. Bu zarflar, Arapçada المفعول فيه yani “içinde meydana gelen” anlamında da kullanılır. Arapça zarflar, cümleye “في (içinde)” anlamı katar.


Zarfın Türleri Nelerdir?

1. Zaman Zarfı – اسم الزمان

Fiilin ne zaman gerçekleştiğini bildirir. Örneğin:

Arapça ZarfTürkçesi
مَسَاءًAkşam
سَحَرًاSeher vakti (şafaktan önceki zaman)
غُدْوَةًSabahın erken saati
بُكْرَةًSabah
صَبَاحًاSabah vakti
اليَوْمَBugün
أمسِDün
غَدًاYarın
اللَيْلَةَBu gece
حِينًاBir süre, belli bir an
وَقْتًاZaman, vakit
أَمَدًاSüre, dönem
أَبَدًاSonsuza dek, ebediyen

2. Mekân Zarfı – اسم المكان

Fiilin nerede gerçekleştiğini bildirir. Örnekler:

Arapça ZarfTürkçesi
فَوْقَÜstünde (boşluklu)
عَلَىÜstünde (bitişik)
تَحْتَAltında
أَمَامَÖnünde
قُدَّامَÖnünde
خَلْفَArkasında
شَرْقَDoğusunda
غَرْبَBatısında
شَمَالَKuzeyinde
جَنُوبَGüneyinde
وَرَاءَArkasında
إِزَاءَKarşısında
تِلْقَاءَDoğrultusunda
عِنْدَYanında
حِذَاءَKarşı hizasında
ثَمَّOrada
بَيْنَArasında
َيَمِينSağında
شِمَالَSolunda
جِهَةَYönünde
نَاحِيَةَTarafında, civarında
مَكَانَYerinde
مَوْضِعَKonumunda
مِنْطَقَةَBölgesinde
هُنَاBurada (mebnî)
هُنَاكَOrada (mebnî)

Not: Eğer zarfın önünde في edatı kullanılırsa, o kelime zarf değil, câr – mecrûr olur.

Örnek:
نَامَ فِي يَوْمِ الرِّحْلَةِ
“Yolculuk gününde uyudu.” – يَوْمِ burada mecrûrdur.

Notlar:

  • هُنَا ve هُنَاكَ, mebnî zarflardır; yani sondaki hareke sabittir ve i‘râb alametleri değişmez.
  • Diğer zarflar, cümlede zarf olarak kullanıldıklarında mansûb olurlar ve fetha / üstün (فتحة) alırlar.

Arapça Zarflar Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Zarfın cümlede zarf olarak sayılabilmesi için “في” edatının başına getirilebilmesi gerekir. Yani anlam yönünden zarfın içerisinde bir zamanda veya mekanda bulunma manası gizli bir şekilde yer almalıdır. Eğer bu mümkün değilse, yani zarfın başına في konup okunduğunda anlamlı bir cümle olmuyorsa o kelime zarf sayılmaz ve cümlede başka bir görev üstlenir.

فَوْقُ الجَبَلِ مُغَطَّى بِالثَّلْجِ.
(Dağın üstü karla kaplıdır.)
فوقُmübteda, zarf değil.

Örneklerle Arapça Zaman Zarfları

  • سَافَرْتُ مَسَاءً. – Akşam seyahat ettim.
  • صُمْتُ شَعْبَانَ. – Şaban ayında oruç tuttum.
  • غَادَرَ سَعْدُ اليَوْمَ. – Sa’d bugün ayrıldı.

Örneklerle Arapça Mekân Zarfları

  • جَلَسْتُ خَلْفَ المَكْتَبِ. – Masanın arkasında oturdum.
  • سَكَنْتُ شِمالَ الوادي. – Vadi’nin kuzeyinde yaşadım.
  • صَعِدَ المُعَلِّمُ أَمَامَ الطُّلَّابِ. – Öğretmen öğrencilerin önünde çıktı.

Arapça Zarfların İ‘râbı

Zarflar, cümle içerisinde mansûb olarak irablanır. Eğer başına harfi cerlerden birini alırsa bu durumda câr-mecrûr olur. Ancak zarf olarak kullanıldığında mansûb yani genelde fetha harekeli olur.

Örnek İ‘râblar:

أَكَلَ الضَيْفُ العَشَاءَ لَيْلًا. (Misafir akşam yemeğini gece yedi)

  • لَيْلًا: Mef‘ûl fîh (zarf-ı zaman), mansûb.

جَلَسَ المُصَلُّونَ أَمَامَ الخَطِيبِ. (Namaz kılanlar hatibin önünde oturdular.)

  • أَمَامَ: Mef‘ûl fîh (zarf-ı mekân), mansûb.

Arapça Zarflar Yapısına Göre Sınıflandırılması

1. Mebnî Zarflar (الظُّرُوفُ الْمَبْنِيَّةُ)

Bunlar i‘râb (hareke) yönünden değişmeyen, yani son harekesi sabit olan zarflardır.

Damme üzere mebni (ضَمَّة) olanlar:

  • حَيْثُ (-dığı yerde)
  • مُنْذُ (-den beri)
  • قَطُّ (asla)

Örnek:
لَمْ أُسَافِرْ مُنْذُ زَمَنٍ طَوِيلٍ.
مُنْذُ: Zarf-ı zaman, mebnî, ḍamme (ضمة) üzeredir.
Uzun zamandır seyahat etmedim.

Fetha üzere mebni (فَتْحَة) olanlar:

  • الآنَ (şimdi)
  • ثَمَّ (orada)
  • أَيَّانَ (-dığı zaman)

Örnek:
ثَمَّ يَجْتَمِعُ الْمُحْتَفِلُونَ.
ثَمَّ: Zarf-ı mekân, mebnî, fetha (فتحة) üzeredir.
Kutlayanlar orada toplanıyor.

Sukûn üzere mebni (سُكُون) olanlar:

  • إِذْ (-dığı zaman)
  • مُذْ ( -den beri)
  • لَدَى (-de)

Örnek:
لَقِيتُهُ لَدَى بَابِ الْمَدْرَسَةِ.
لَدَى: Zarf-ı mekân, mebnî, sukûn (سكون) üzeredir.
Onu okul kapısında gördüm.

Kesra üzere mebni (كَسْرَة) olan tek örnek:

  • أَمْسِ

Örnek:
وَصَلْتُ الْبَيْتَ أَمْسِ.
أَمْسِ: Zarf-ı zaman, mebnî, kesra (كسرة) üzeredir.
Dün eve ulaştım.

2. Mu‘rab Zarflar (الظُّرُوفُ الْمُعْرَبَةُ)

Bu zarflar i‘râb alır, yani cümledeki konumuna göre harekesi değişebilir. Bunların sayısı çoktur. Genellikle mansûb olurlar.

Örnek:
جَلَسْتُ أَمَامَ أَحْمَدَ.
أَمَامَ: Zarf-ı mekân, mu‘rab, mansûb.
Ahmed’in önüne oturdum.

3. Hem Mebnî Hem Mu‘rab Olabilen Zarflar

Bazı zarflar cümledeki kullanıma göre ya mebnî ya da mu‘rab olur.
Özellikle قَبْلُ ve بَعْدُ bu gruba girer.

Örnek 1 (mu‘rab):

نِمْتُ مِنْ قَبْلِ أَنْ أُكْمِلَ الْقِصَّةَ.
قَبْلِ: Harf-i cerr (مِن) ile geldiği için mecrûr.
Hikâyeyi tamamlamadan önce uyudum.

Örnek 2 (mebnî):

وَيَكُونُ الْفَرَجُ لِلصَّابِرِينَ مِنْ بَعْدُ.

بَعْدُ: Zarf-ı zaman, ḍamme üzere mebnîdir.
Cümlede, fiilin sonrasında gerçekleştiğini ifade eder. Başında harf-i cerr olan “مِنْ” bulunur, bu durumda mebnî hâlde kalır.

Sabredenler için kurtuluş, sonrasında gelecektir.

Kur’ân-ı Kerîm’den Arapça Zarflar Örnekleri ve Türkçeleri

  1. ﴾وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا﴿
    يَوْمًا: Zarf-ı zaman, mansûb
    Ve (onlar) kötülüğü şiddetli olan bir günden korkarlar.
  1. ﴾وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ﴿
    فَوْقَ: Zarf-ı mekân, mansûb
    O, kulları üzerinde mutlak hâkimdir.
  1. ﴾سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلًا﴿
    لَيْلًا: Zarf-ı zaman, mansûb
    Kulu (Muhammed’i) geceleyin yürütmüş olan Allah’ı tesbih ederim.
  1. ﴾فِي بُضْعِ سِنِينَ لِلَّهِ الْأَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُ﴿
    قَبْلُ / بَعْدُ: Zarf-ı zaman, mebnî, damme üzeredir
    Birkaç yıl içinde; iş (hüküm) öncesinde de sonrasında da Allah’ındır.

Sonuç: Arapça Zarflar Konusunda Neler Öğrendik?

Bu kapsamlı anlatımda, Arapça zarflar konusunu hem gramer yönüyle hem de örneklerle detaylıca ele aldık. Arapça’da zarflar; zaman ve mekânı belirtmekle kalmaz, aynı zamanda cümlenin anlamını da büyük ölçüde şekillendirir. Gerek mebnî gerek mu‘rab olan bu zarfların kullanımına hâkim olmak, Arapça dil bilgisi açısından büyük önem taşır.

Ayrıca Kur’an-ı Kerim’den örneklerle desteklenen bu anlatım, öğrendiklerinizi kalıcı hâle getirecektir.

anasayfa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir